1 Mart 2011 Salı

Bu Dünya Hepimizin!


Sevgili blog! Ölüm ve diriliş diyorum.. Hayatımızın her anında yaşıyoruz. Bedenimizde hücrelerimiz her saniye yeniliyorken kendini, bugunlerde doğada kendine gelmeye başladı. Birtürlü gelmek bilmeyen kış; birkaç gün kendini gösterdi ve gitti. Üzülüyorum.. evrenin ayarlarıyla nasıl oynamışız ki bu hale getirdik diyorum.
(Not: Sizde üzülüyorsanız evrene biraz saygılı olun efendiler. Tasarruf yapın. Muslukları boşyere akıtmayın, elektriği ihtiyaçlar ölçüsünde kullanın. Arabalarınıza iyi bir egzos filtresi taktırın. Bakkala fırına araba ile gtmeyin biraz ''tabanvay'' ulaşım sistemini kullanın. Bu dünyada bir dikili ağacınız olsun. Çevreyi yeşillendirme çalışmalarına destek verin. Geri dönüşüm yapın, yapmaya teşvik edin. Yerlere çöp atmayın hatta mümkünse yerde çöp gördüğünüzde eğilerek çöpü alın ve yakınlardaki bir çöp kutusuna bırakın. Tiksinti ile ıyy öyy böyy diyip almamazlık etmeyin. İncileriniz dökülmez hiç merak etmeyin. Bla bla bla.. bunun gibi birsürü şey yapın işte)



O ''Aşk olsun!'' dedi ve aşk oldu.. ; sonra ''olmak ölmektir!'' deyip hemen ardından ekledi:'' ölmek özgürleşmektir'' Ve derken eski bir sualde yerini buldu: ''Siz hiç öldünüz mü?''..

                                                                                   Dücane Cündioğlu - Cenab-ı Aşka Dair

Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz; sahipsiz olmaz. Bir harf katipsiz olmaz, biliyorsun.. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket (kainat) hakimsiz olur?
                                                                                             
                                                                                                        Bediüzzaman Said Nursi - Sözler

25 Şubat 2011 Cuma

Ödül



O.K.A -Mavi Tutku'ya Ödülünü bu acemi blogum ile paylaştığı için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bende bu ödülü keyif alarak okudugum birkaç blog ile paylaşmak istiyorum..

http://hayalmeyalbuschra.blogspot.com/
http://derinzamanlar.blogspot.com/
http://yusufname.blogspot.com/
http://mecburi-istikamet.blogspot.com/

24 Şubat 2011 Perşembe

Ruh Bedenden Ayrılınca..


 Hep bahsederler uyku halinin ölüm ile olan ilişkisinden. Ve hatta ruhumuzun bedenimizden ayrıldığıda söylenir.. Uyku halindeki insanın aniden uyandırılmaması gerektiğini, çünkü ruhunun aniden bedenine dönememe ihtimali olduğunuda okumuştum biryerlerde.

Zümer Suresi 42: Allah; ölüm anında canları alır. Ölmeyenin ise uykusunda. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini belli bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda; düşünen bir kavim için ayetler vardır.

Bu ayet-i kerimede ruhun varlığına işaret ediliyor. İslama göre ruh, bedenden önce ''alem-i ezel'' de yaratılmıştır, sonradan bedene yerleştirilmiştir, beden öldükten sonrada var olmaya devam edecektir.

Ben işaretler konusunda çok hassasım. Böyle gün içersinde evrenin bana birtakım işaretler gönderdiğini düşünmüşümdür hep. En basitinden bir arkadaşım ile mesajlaşırken yolladığım bir mesaj şebeke hatası nedeniyle gönderilmezse ''bu bir işaret'' demişimdir . Aynı mesajı tekrar göndermem asla. Oturup baştan yazarım kırıcı bir kelime varsa onu çıkartırım birşekilde degiştiririm işte. Aman şebekeden dolayı oldu aynısını tekrar göndereyim gitsin diyemiyorum. Buna benzer olarakta son zamanlarda hep tevafuken ruh ve beden ilişkisi konuları önüme çıkıp çıkıp duruyor. Son okuduğum kitapta sabahları izlediğim tv programlarında falan sürekli aynı muhabbet ile karşılaşır oldum. İşaretler bu meseleyi araştırıp öğrenmem gerektiğini hissettirdi bana açıkcası :)) Düşünülüp araştırılması gereken bir mesele daha..

                                                

22 Şubat 2011 Salı

Olması gerektiği gibi bir gün işte..


Sevgili okuyucu! diye başlamak geldi içimden, sanki çok izleyenim okuyanım varmış gibi:)  Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okuduğumdan beri bu hitap şeklinden pek bi hoşlandım açıkcası.. Her fırsatta kullanır oldum.. Evet sevgili okuyucu yine düşünüyorum insan denen bu yaşam formunun karmaşık halet-i ruhiyesini.. Düşünüyorum ve herseferinde hayran kalıyorum. ŞekilA; bendeniz efendim.. Daha dün ''ruhumu bir hüzün kaplamış ki sormayın gitsin'' derken bugun iklimim değişti tomurcuklarım açmaya başladı.. Çiçeklenmem yakındır :) Pazartesi günlerini hep sevmişimdir zaten..Hazır bugunki  dersimde iptal edilmişken yakın arkadaşlarımdan 'mhnds gmz' ile buluşmaya karar verdik. Güzel bir öğlen yemeği yedikten sonra yeni dönemde ne yapsak ne etsek diye düşünmeye koyulduk. Çok güzel şeyler çıktı ortaya. Sonrasında okul kantinine uğrayıp birazda orda vakit geçirdik çok çok sevdigimiz iki sınıf arkadaşımızıda çağırdık. Son yıllarda sınıfça yaptığımız organizasyonların ve bu yazki ortak stajımızın arkadaşlık ilişkilerimizi oldukça kuvvetlendirdiğini söyleyebilirim... Tamamen muhabbet amaçlı toplanmamıza rağmen neler konuştuk neler.. Zaten arkadaşlarımı bu yüzden çok seviyorum Elhamdulillah bizde ''geyik'' denilen muhabbet kavramını seven pek kimse yok. Her mevzuyu yeni birşey öğrenerek kapatıyoruz diyebilirim. Öncelikle 'mhnds gmz' arkadaşım ile sene başından beri katılmayı düşündüğümüz tasarım yarışması için ekibimizi kurduk. Öyle güzel bir tevafuk ki bu sevgili iki arkadaşımız tamda bizim katılacagımız yarışma ile ilgili mesleki açıdan birşeyler yapmaya başlıyorlarmış işlere yeni başlamışlar zaten. Tevafuk işte.. Ekip moduna girdik muhtemelen artık hem daha sık toplanacagız hemde daha çok eglenecegiz... Neyse epeyi konuştuk vakit geç olunca kalkıp evlere dagılmaya karar verdik. Tam kantinin kapısından çıkıyorduk ki dünki yetenek yarışmasındaki başarısıyla bizi oldukça şaşırtan AREF' in klonu ile karşılaştık. Bu zat-ı muhterem hali tavrı ve yeteneğiyle beni oldukça etkilemişti efendim.. Biz dışarı çıktık ve klon kantinden içeri girdi ama biz 'mhnds gmz' ile 60 saniye kadar daha arkasından bakakaldık :)) Hemen akabinde gülmeye başladık tabi.. Soğuk ve bol yıldızlı bir akşamda evlerimize doğru yola koyulduk. Olması gerektiği gibi güzel bir gündü işte..

Huzurlu geceler (:
                                           

16 Şubat 2011 Çarşamba

Gel - Git


Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir?
Bu yüzden mi içimiz gel-git halindedir?
Sular ve gökler arasında yapayalnızım..
Tut ki yeni yaratılmışım...
Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman..
Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar, ama sular durulmaz dalgalanmadan..
                       
                                                                                                        Nazan Bekiroğlu - Mor Mürekkep