Fikir Fırtınası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fikir Fırtınası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mart 2011 Pazar
5 Mart 2011 Cumartesi
Genzime Hava Kaçtı!
Son zamanlarda şehrin kalabalık olan kesimlerinde fazla vakit geçirmek durumunda kaldım. Malum oralarda havadaki oksijen oranı hayli düşük. Abdullahpaşa çocuğuyum ben, alışkın değilim böyle karbondioksit oranı yüksek mekanlara.. Haliyle etkilendim içime çektiğim hava alkol etkisi yarattı diye düşünüyorum, kafam hoş oldukça bende saçmalamaya başladım. Konuşma bozuklukları, devrik cümleler kuruyor olmam ve suratımdaki aptal gülümseme arkadaşlarımı korkutmuş olmalı , '' İyimisin sen?'' diyip durdular. Tam o esnada öyle bir nefes aldım ki nerdeyse boguluyordum. Normalde insan nefes alamadıgında bogulur biliyorum ama bu sefer öyle olmadı alışılagelmişin çok ötesinde bir durum bu.. ''Of ya genzime hava kaçtı'' dedim. Nasıl dedim hiç bilmiyorum bir anda oldu..Diyorumya gerçekten iyi gelmiyor bana kirli hava.. Daha sonra da arkadaşım gülmekten nerdeyse boğuluyordu :) Genize yemek kaçar su kaçar tamam bunları biliyoruz ama havada kaçıyormuş efendiler, haberiniz olsun nefes alırken dikkatli olun..
1 Mart 2011 Salı
Bu Dünya Hepimizin!
Sevgili blog! Ölüm ve diriliş diyorum.. Hayatımızın her anında yaşıyoruz. Bedenimizde hücrelerimiz her saniye yeniliyorken kendini, bugunlerde doğada kendine gelmeye başladı. Birtürlü gelmek bilmeyen kış; birkaç gün kendini gösterdi ve gitti. Üzülüyorum.. evrenin ayarlarıyla nasıl oynamışız ki bu hale getirdik diyorum.
(Not: Sizde üzülüyorsanız evrene biraz saygılı olun efendiler. Tasarruf yapın. Muslukları boşyere akıtmayın, elektriği ihtiyaçlar ölçüsünde kullanın. Arabalarınıza iyi bir egzos filtresi taktırın. Bakkala fırına araba ile gtmeyin biraz ''tabanvay'' ulaşım sistemini kullanın. Bu dünyada bir dikili ağacınız olsun. Çevreyi yeşillendirme çalışmalarına destek verin. Geri dönüşüm yapın, yapmaya teşvik edin. Yerlere çöp atmayın hatta mümkünse yerde çöp gördüğünüzde eğilerek çöpü alın ve yakınlardaki bir çöp kutusuna bırakın. Tiksinti ile ıyy öyy böyy diyip almamazlık etmeyin. İncileriniz dökülmez hiç merak etmeyin. Bla bla bla.. bunun gibi birsürü şey yapın işte)
24 Şubat 2011 Perşembe
Ruh Bedenden Ayrılınca..
Hep bahsederler uyku halinin ölüm ile olan ilişkisinden. Ve hatta ruhumuzun bedenimizden ayrıldığıda söylenir.. Uyku halindeki insanın aniden uyandırılmaması gerektiğini, çünkü ruhunun aniden bedenine dönememe ihtimali olduğunuda okumuştum biryerlerde.
Zümer Suresi 42: Allah; ölüm anında canları alır. Ölmeyenin ise uykusunda. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini belli bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda; düşünen bir kavim için ayetler vardır.
Bu ayet-i kerimede ruhun varlığına işaret ediliyor. İslama göre ruh, bedenden önce ''alem-i ezel'' de yaratılmıştır, sonradan bedene yerleştirilmiştir, beden öldükten sonrada var olmaya devam edecektir.
Ben işaretler konusunda çok hassasım. Böyle gün içersinde evrenin bana birtakım işaretler gönderdiğini düşünmüşümdür hep. En basitinden bir arkadaşım ile mesajlaşırken yolladığım bir mesaj şebeke hatası nedeniyle gönderilmezse ''bu bir işaret'' demişimdir . Aynı mesajı tekrar göndermem asla. Oturup baştan yazarım kırıcı bir kelime varsa onu çıkartırım birşekilde degiştiririm işte. Aman şebekeden dolayı oldu aynısını tekrar göndereyim gitsin diyemiyorum. Buna benzer olarakta son zamanlarda hep tevafuken ruh ve beden ilişkisi konuları önüme çıkıp çıkıp duruyor. Son okuduğum kitapta sabahları izlediğim tv programlarında falan sürekli aynı muhabbet ile karşılaşır oldum. İşaretler bu meseleyi araştırıp öğrenmem gerektiğini hissettirdi bana açıkcası :)) Düşünülüp araştırılması gereken bir mesele daha..
22 Şubat 2011 Salı
Olması gerektiği gibi bir gün işte..
Sevgili okuyucu! diye başlamak geldi içimden, sanki çok izleyenim okuyanım varmış gibi:) Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okuduğumdan beri bu hitap şeklinden pek bi hoşlandım açıkcası.. Her fırsatta kullanır oldum.. Evet sevgili okuyucu yine düşünüyorum insan denen bu yaşam formunun karmaşık halet-i ruhiyesini.. Düşünüyorum ve herseferinde hayran kalıyorum. ŞekilA; bendeniz efendim.. Daha dün ''ruhumu bir hüzün kaplamış ki sormayın gitsin'' derken bugun iklimim değişti tomurcuklarım açmaya başladı.. Çiçeklenmem yakındır :) Pazartesi günlerini hep sevmişimdir zaten..Hazır bugunki dersimde iptal edilmişken yakın arkadaşlarımdan 'mhnds gmz' ile buluşmaya karar verdik. Güzel bir öğlen yemeği yedikten sonra yeni dönemde ne yapsak ne etsek diye düşünmeye koyulduk. Çok güzel şeyler çıktı ortaya. Sonrasında okul kantinine uğrayıp birazda orda vakit geçirdik çok çok sevdigimiz iki sınıf arkadaşımızıda çağırdık. Son yıllarda sınıfça yaptığımız organizasyonların ve bu yazki ortak stajımızın arkadaşlık ilişkilerimizi oldukça kuvvetlendirdiğini söyleyebilirim... Tamamen muhabbet amaçlı toplanmamıza rağmen neler konuştuk neler.. Zaten arkadaşlarımı bu yüzden çok seviyorum Elhamdulillah bizde ''geyik'' denilen muhabbet kavramını seven pek kimse yok. Her mevzuyu yeni birşey öğrenerek kapatıyoruz diyebilirim. Öncelikle 'mhnds gmz' arkadaşım ile sene başından beri katılmayı düşündüğümüz tasarım yarışması için ekibimizi kurduk. Öyle güzel bir tevafuk ki bu sevgili iki arkadaşımız tamda bizim katılacagımız yarışma ile ilgili mesleki açıdan birşeyler yapmaya başlıyorlarmış işlere yeni başlamışlar zaten. Tevafuk işte.. Ekip moduna girdik muhtemelen artık hem daha sık toplanacagız hemde daha çok eglenecegiz... Neyse epeyi konuştuk vakit geç olunca kalkıp evlere dagılmaya karar verdik. Tam kantinin kapısından çıkıyorduk ki dünki yetenek yarışmasındaki başarısıyla bizi oldukça şaşırtan AREF' in klonu ile karşılaştık. Bu zat-ı muhterem hali tavrı ve yeteneğiyle beni oldukça etkilemişti efendim.. Biz dışarı çıktık ve klon kantinden içeri girdi ama biz 'mhnds gmz' ile 60 saniye kadar daha arkasından bakakaldık :)) Hemen akabinde gülmeye başladık tabi.. Soğuk ve bol yıldızlı bir akşamda evlerimize doğru yola koyulduk. Olması gerektiği gibi güzel bir gündü işte..
Huzurlu geceler (:
4 Şubat 2011 Cuma
Düşün, düşün, düşün..
Öncelikle bu resmi benim halet-i ruhiyemin bir yansıması olarak düşünün :) İçimde dizginlemeyi başaramadığım kocaman bir ''herşeyi bilmek öğrenmek'' arzusuna sahibim. İlgi alanlarımda günden güne değişiyor haliyle.. Kitaplar,müzik,resim,el sanatları,bilim,sağlık,felsefe,din....ve bilimum konulara dönem dönem yoğunlaşıyorum. Böyle birbirinden bağımsız konularda fikir sahibi olmakmı yoksa tek bir alana yoğunlaşıp orada uzmanlaşmak mı daha doğru bilemiyorum..
Çantamdan ayırmadığım küçük not defterimin sayfaları ve cep telefonumun taslaklar bölümü görüp duydugum ve araştırmak için not aldıgım,öğrenmek için canattığım yazılarla dolu. Bunlar kafamı yeterince meşgul ediyor zaten birde alakalı alakasız konular hakkında düşünüp kendi kendime tartışma huyum var.
Herzaman yapmaktan keyif aldığım aktivitelerden biri olmuştur düşünmek. Çoğu zaman düşünmek için özel bir vakit ayırmam çünkü gün içinde bir meşguliyetim olsa dahi düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Tabii sıcak bir çay eşliğinde temiz havalı güzel manzaralı bir mekanda düşünüp taşınmanın keyfi birbaşka... Fakat biryerden sonra can sıkıcı bir hal alıyor bu mesele. Gece uyumaya çalışırken bir yandan ''içimdeki ben'' ile konuştuğum esnada uykuya dalıyorum. Rüyalarımın yeterince aksiyonlu olmasından dolayı (sanki her bir saliseyi yaşıyorum), yorgun uyanıyorum ve birde bu yetmezmiş gibi sabah uyanır uyanmaz alakasız bir çok konuda fikirler beynime hücum etmeye başlıyor. Sanırım herkesde var böyle bir muhabbet. Sizi bilmem ama ben bazen bir an için tüm dünyanın hareketsiz gürültüsüz olduğunu görebilme hayalini kuruyorum. O bir anın bana nekadar iyi gelecegini tahmin bile edemezsiniz...
Bazen de tam tersi bu harekete bu gürültüye şükrediyorum. Hala bizim için bir şans var.. Hala evren canlılığını koruyor hala insanlar hayvanlar bitkiler nefes alıp veriyor ve daha sayısını bilemedigimiz envai çeşit organizma yaşamını sürdürüyor. Hala bilmediklerimizi öğrenmek için, görmediklerimizi görebilmek için, duymadıklarımızı duyabilmek için, yapmayı planlayıp da yapamadıklarımız için, hatalarımızı düzeltmemiz için, günahlarımızın affedilmesi için bir şansımız var diyorum..
2 Şubat 2011 Çarşamba
Birinci söz
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır.
27 Ocak 2011 Perşembe
Enaniyet eyfel kulesi..
Bugün bir arkadaş ortamında sohbet muhabbet ediyoruz bir yandan da çaylarımızı yudumluyoruz. Ben her zamanki gibi dinleyici konumundayım ara sıra katılıyorum mevzuya. Konu alakasız biryerden ''uygun eş'' mevzusuna geldi. Baktım herkez '' Çok yakışıklı olması mühim değil ama kesinlikle karizmatik olsun. Karakter de çok önemli. Zeki, kültürlü olmalı...'' şeklinde konuşuyor. '' Zaten onlarda kapıda dizilmiş bizi bekliyorlar'' dedim.. Güldümm güldümmm güldümm (tabi içimden). Herkez gibi bende karakteri saglam, iyi huylu, ahlaklı, karizmatik, yanıma yakışacak vs vs.... biri olsun isterim fakat önce biraz aynaya dönüp ''acaba ben bu istediklerimi hakediyormuyum?'' diye sormalıyız kendimize.
Yakın bir arkadaşımın çok sevdigim bir sözü var '' enaniyet eyfel kulesi'' der böyle durumlarda. Gerçekten bakıyorum etrafıma bende dahil herkesde enaniyet efyel kulesi mübarek... Ferdi egolarımıza teslim oluyoruz. Kibir yapıyoruz birçok konuda. En büyük problemlerimizden biri de bu sanırım..
''Görüldüğü gibi hakikat, entellektüel bilinçle kavranılamaz.
Bu sır, çok kitap okuyarakta çözülemez.
Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme.
Eri hakkı bilmezsen, bu boşuna emektir;
Er hakkı bilen kişidir.
Hakkı bilen kişi ise egosunu yenmiş yok etmiştir.
Sonsuz, hiçlik gerçeğini anlamak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız.
Bir kalpte iki şey bir arada yaşamaz.
Ya o ya da ego için yer vardır.
Ve ego bizleri ancak acı ve göz yaşına boğarak gider.
Bu geride hiç bir şey kalmayıncaya kadar devam eden acı verici bir süreçtir.
Bu fena halidir.
Yok olmaktır.
Bu hal egonun hükmünü, kişinin benlik duygusunu tamamen kaldırır.
Fena içinde kişi bütün bütün yok olup gitmişken;
Allah, kendi varlığından ona yeni bir hayat verir.
Onu kendi boyası ile boyar.
Kişinin içinde ki ve dışındaki bütün vasıfları değiştirir.
Artık ölümün zaten alacağı, egoist benlik bırakılmış.
Mutlak benlik onun yerini almıştır.'' (Black Window Intro)
23 Ocak 2011 Pazar
Güne Merhaba..
Yeni bir güne daha uyanabildiğimiz için şükürler olsun...Hava yeterince aydınlanmıştır. Artık istesekte rüya göremiyoruzdur. Kahvaltı saatide yaklaştıgına göre uyanmak için yeterli sebebimiz var demektir.. Yatağımızda sonkez sağa sola dönüp derin bir nefes aldıktan sonra kalkmayı başarabildiysek ne ala :) Böylesi sabahlara uyandığımda ''Perdeyi aç güneş ışığı yeni bir günü sahneye koyacağız'' diyorum içiden ve ''Hey There Delilah Lyrics - Plain White T's'' şarkısı çalmaya başlıyor sanki bir yerlerde. Çoğu zaman fırsatım olmadığı halde kahvaltıdan önce kısa bir yürüyüş yada ufak egzersizlerle güne başlama taraftarıyım. Hemen sonrasında ailecek yapılan, yaklaşık 1040. geleneksel pazar kahvaltısı sofrasına katıldım. Ardından pazar günlerinin vazgeçilmezi olan Ayna programını izledik maaile. Bugün acaba bloguma ne yazsam diye düşünmeye koyuldum ve tam o anda '' ne yaşadıysan onu yaz kızım!'' dedi birileri sanki :)
Eskiden beri düzenli günlük tutma çabalarımın sonu hüsran olmuştur ve ilk defa böyle uzun uzadıya kendi hayatımdan bir kesiti yazıya döküyorum. Umarım devam edebilirim bu hevesle. Neyseki blogumun ilk zamanları henüz takipçilerim ve ziyaratçilerim yok rahat olabilirim..
Hayırlı günler..... :)
22 Ocak 2011 Cumartesi
Blogdaki ilk günümm..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















